Hikayeler ve espriler III
Hayat karmaşıktır: Onun gerçek ve sanal kısımları bulunur.
Matematik öğrencisi Genel Topolojiden sözlüdeydi ("Genel Topolojiden nasıl sözlü yapılır?" diye sormayın, bu sadece bir hikaye). Durumu da epey kötüydü. Öğrencinin yerlerde sürünen performansından gına gelen hocalardan biri sordu:
"-Pekala, topoloji hakkında ne biliyorsun? Bari onu söyle." Öğrenci cevap verdi:
"-Topolojistin tanımını biliyorum."
"-Söyle bakalım," dedi hoca, öğrencinin ünlü bir topolojist bir kahve fincanı ile simit arasındaki farkı bilmeyen kişidir şeklindeki tanımı vereceğini umarak; ancak öğrecinin cevabı farklıydı:
"-Bir topolojist kıçıyla yerdeki bir delik arasındaki farkı bilen, fakat kıçıyla yerdeki iki delik arasındaki farkı bilmeyen kişidir."
En son bilgime göre, öğrenci dersten geçmiş.
Delikanlı, parlamento üyesi olmak istediğini anlıyorum. Öğrenmen gereken ilk ders, ben bebek ölümlerinin oranları hakkında istatistiksel bir rapor istediğimde, benim bütün istediğim, benim başbakanlığım döneminde ölen bebeklerin sayısının başka herhangi birinin başbakanlığı dönemindekilerden daha az olduğunun kanıtıdır.
Politik istatistik budur.
--Winston Churchill.
Entropi artık eskisi gibi değil.
Üniversitenin birinde sınavlarda hesap makinesinin kullanılmasına izin verilip verilmesi konusunda tartışmalar yapılıyordu. Fizik bölümü kullanılması yönünde oy kullanan ilk bölümdü. İlk 3 saatlik sınavda da şu tek soruyu sormuşlardı:
"Planck sabitini 1 kabul ederek evreni tanımlayın."
Feynman bir gün derste açısal momentumdan söz ediyordu. Döndürme (rotasyon) matrislerini tanımladı ve onların değişmeli olmadıklarını söyledikten sonra ekledi:
"Sir William Hamilton bu değişme özelliğinin olmadığını Lady Hamilton'la bir bahçede gezintideyken keşfetmişti. Bir banka oturduklarında bir anlık bir tutku dalgası geçti. İşte bu anda Hamilton A x B'nin B x A'ya eşit olmadığını fark etti."
Bir ampulü değiştirmek için ...
Bir ampulü değiştirmek için kaç genel relativiteciye ihtiyaç vardır?
İki. Biri ampulü tutar, diğeri evreni döndürür.
Bir ampulü değiştirmek için kaç quantum fizikçisine ihtiyaç vardır?
Bir. İkisi bunu yapmak, biri de dalga fonksiyonunu renormalize etmek için.
Bir ampulü değiştirmek için kaç quantum mekanikçisine ihtiyaç vardır?
Onlar bunu yapamaz; çünkü duyun yerini belirleseler ampulün yerini belirleyemezler.
Bir ampulü değiştirmek için kaç Heisenberg'e ihtiyaç vardır?
Sayısını bilirsen ampulün yerini bilemezsin.
Bir ampulü değiştirmek için kaç astronoma ihtiyaç vardır?
Hiç; onlar karanlığı tercih eder.
Bir ampulü değiştirmek için kaç radyo astronomuna ihtiyaç vardır?
Hiç; onlar bu tür kısa dalgalarla ilgilenmezler.
Deneyci heyecanla teorisyenin odasına girer. Elinde son deneyiyle ilgili bir grafik vardır.
Teorisyen grafiği inceler ve "hımmm," der, "işte tam şu senin elde ettiğin yerde bir maksimum çıkması gerekiyordu. Nedeni de şu... (mantıksal bir sürü açıklama)"
Deneyci, "bir dakika," der, "grafiği ters tutuyorsun." Grafiği ters çevirerek teorisyene verir.
Teorisyen grafiği inceler ve "hımmm," der, "işte tam şu senin elde ettiğin yerde bir minimum çıkması gerekiyordu. Nedeni de şu ..."
*Önce oku atıp sonra da okun isabet noktayı merkez kabul eden daireleri çizen ve böylece daima 12'den vuran okçunun hikayesini duymuş muydunuz?
Sonraki soru şuydu: Gezegenleri Güneş'in etrafında döndüren nedir?
Kepler'in zamanında bazıları bu soruya gezegenlerin arkasında meleklerin bulunduğu ve onların kanatlarını çırparak gezegenleri yörünge üzerinde ittiği cevabını veriyordu. Göreceğiniz gibi, bu cevap gerçekten o kadar da uzak değildir -- tek farkla ki melekler başka bir yerde duruyorlar ve gezegenleri Güneş'e doğru itiyorlar.
--Richard Feynman Character Of Physical Law, p. 8
*Feynman'ın ne demek istediğini gerçekten merak edenlere, Genel Çekim Yasasını incelemeleri önerilir.
Chem 101 Lab ilk yasa: Sıcak ve soğuk camın görünüşü aynıdır.
Daha sonra yanlış olduğunu bulduğumuz bir çok şeyi bilmedikleri için sınıfta bıraktığımız kimya öğrencilerinin sayısı üzerinde düşünmek bile çok rahatsızlık verici.
--quoted in Robert L. Weber, Science With a Smile, (1992)
Enzimler, başka türlü açıklamak için üzerinde derin düşünme gerektiren şeyleri açıklamak için biyologlar tarafından uydurulmuştur.
-- Jerome Lettvin
Benim söylediğimi sandığın şeyi anladığına inanıyorum, fakat senin işittiğin şeyin benim kastettiğim şey olmadığını fark ettiğinden emin değilim.
Beni gerçeği arayan insanların arasına götür; onu bulmuş olanlardan beni kurtar.
Kim kendini ne sanır?
ya da,
ya da,
Teoride teori ile pratik arasında bir fark yoktur, ama pratikte arada dünya kadar fark vardır.
Adı konulmamış bir yasa: Gerçekleşiyorsa, mümkün olmalıdır.
Babaannene açıklayamadığın bir şeyi hakkıyla anlamış sayılmazsın.
--Albert Einstein
*Einstein'ın söylediği iddia edilen bütün lafları onun söyleyip söylemediğini çok merak ediyorum. Hani, adam modern bir Nasrettin Hoca haline gelmiş olmasın!?
Hakem kararı: Anlayamadığımdan nefret ederim, nefret ettiğimi redderim.
Kolayca anlaşılabilecek şeyleri anlaşılmaz hale getirmek de çok kolaydır. Bilim ve felsefede itibarlı olmanın en kestirme yolarından biri ve en kullanışlısı da budur. İşte bir örnek:
Ne kadar basit ve anlaşılır! Bunu böyle yazarsanız kimse dönüp bakmaz bile. Haydi bunun üzerinde biraz çalışalım.
1'e eşit olan matematiksel iki ifade var:
2'ye eşit olan matematiksel bir ifade var:

O halde [1] daha bilimsel olarak şöyle ifade edilebilir:
[2]Bunun hala basit göründüğünü iddia etmek doğaldır; ancak daha yolun ortasındayız ve yapabileceklerimiz bunlarla sınırlı değil:

eşitliklerini göz önüne alırsak [2] ifadesini şöyle yazabiliriz:
[3]Şimdi durup bakalım: [3] ifadesi [1]'e göre ne kadar sade, temiz, bilimsel ve itibarlı görünüyor. Artık usulü biliyorsunuz; şan, şöhret ve bilimsel itibar elinizin ulaşabileceği bir yerde.