Occam'ın usturası

Kısa biyografi:

Occam'lı William 1285-1349 arasında yaşamış bir İngiliz felsefeci ve skolastik ilahiyatçıdır. "Doctor Invincibilis" (yenilmez doktor) ve "Venerabilis Inceptor" (saygıdeğer inisiyatör) sıfatlarıyla bilinir. Fransiscan rahibidir. İngiliz kontluğu Surrey'in bir köyü olan Ockham'da doğmuştur.

***

Occam'ın usturası olarak bilinen prensip şudur:

Şeyler gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır.

Bunu günlük dilde sıkça kullandığımız, fakat benim burada tamamını yazamayacağım biçimde ifade edersek, "nerede çokluk, orada..." ya da, "az fakat öz."

Bu prensibi evinize eşya alırken kullanmak isterseniz, bu sizin bileceğiniz bir şey, ancak mantıksal bir prensip olarak kullanırsanız (ki aslında burada kullanılır), o zaman rakip fakat eşdeğer teorilerden en az kabulle yola çıkanı benimsemek gerekir, demektir.

Latin versiyonları şöyle:

"Pluralitas non est ponenda sine neccesitate."
"Frustra fit per plura quod potest fieri per pauciora."
"Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem."

William'ın bu güne kadar gelebilen eserlerinde ilk iki ifadeye rastlanmaktadır, üçüncü ifade daha sonraları yaşamış olan biri tarafından yazılmıştır. Aslında bu ilke William'dan önce de vardı, ama en çok o kullandığı için onun adına izafe edilir. Örneğin Aristo, tabiat mümkün olan en kısa yolu tercih eder, demiş. O çağların aydınları mükemmel olanın aynı zamanda basit olduğunu düşünüyorlardı.

William bu ilkeyi "Tanrı'nın varlığı tek başına mantıkla çıkarılamaz" gibi bir çok sonucu elde etmek için kullandı; tabi söz konusu çıkarımın Papa'nın hoşuna gitmediği de bir gerçek.

Bir çok bilimci Occam'ın usturasını benimsedi ya da yeniden icat etti. Leibniz'in "gözlemlenebilenlerin özdeşliği" ve Newton'un, "doğal şeylerin nedenleri olarak hem doğru hem de onların görünüşlerini açıklamada yeterli olanlardan ötesini kabul etmeyeceğiz," ifadesi buna örnektir.

Bilimde bu ilke şu anlama gelir:

Kesinlikle aynı sonuçları öngören iki rakip teoriniz varsa, daha basit olanı daha iyidir.

Fizikçiler bu usturayı fiziksel olmayan, yani metafiziksel, kavramları kesip atmak için kullanırlar. Bu kullanımın en iyi örneği Lorentz teorisine karşı Einstein'in özel relativite teorisidir. Ether (esir) maddesine gerek kalmadan da aynı denklemler geçerli olduğuna göre ether fikri kesilip atılmalıdır.

Heisenberg belirsizlik ilkesi de bu usturayla haklı çıkarılır.

Copenhagen yorumu bu ilkeyle çok-evrenler (many-worlds) yorumuna tercih edilir.

Belki de von Daniken'in dediği gibi atalarımıza bilim ve teknolojiyi uzaylılar öğretmiştir. Ancak uzaylılar işin içine katılmadan da bu gelişmeler açıklanabiliyorsa onlardan söz etmeye gerek yoktur.

Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi'nde şöyle açıklar:

Yine de, evrenin halihazırdaki durumunu ona zarar vermeden gözleyebilen tabiatötesi bir varlık için olayları tamamen belirleyen bir dizi yasanın var olduğunu düşünebiliriz. Ancak, evren hakkındaki bu tür modeller biz ölümlüler için fazla ilginç değildir. Occam'ın usturası denen ilkeyi benimsemek ve teorinin gözlemlenemeyen bütün öğelerini kesip atmak daha iyi görünüyor.

Şurası yanlış anlaşılmasın: Occam'ın usturası, birbirine rakip iki veya daha fazla teoriden birini seçmek için başvurulan bir kriterdir, yoksa ne özel relativite ne de belirsizlik ilkesi sadece Occam'ın usturası kullanılarak elde edilemez. Bunlar için ampirik kanıtlar da gereklidir ve Occam'ın kendisi de deneysel kanıtlara karşı değildir.

Ernst Mach bu ilkenin bir versiyonu olan ekonomi ilkesini kullandı. Bu da şu demektir: Bilimciler sonuca giderken en basit araçları kullanmalı ve duyularla algılanamayan her şeyi hariçte bırakmalıdır. Bu görüş mantıksal sonucuna kadar izlenirse, pozitivizme kadar gider. Pozitivizme göre, gözlemlenemeyen, yoktur. Mach uzay-zamanın mutlak olmadığı konusunda Einstein'ı etkiledi, ancak aynı ilkeyi moleküllere de uyguladı ve gözlemlenemedikleri için onları reddetti.

Kıssadan hisse: "Bu ilke körü körüne kullanılmamalıdır."

Bu ilke fiziğin bir aksiyomu değildir, ancak felsefe veya parçacık fiziğinde çok işe yarar, fakat işlerin daha karmaşık olduğu psikoloji ve astronomide kullanıma pek de elverişli değildir.

Ayrıca basitlik sübjektiftir, ona objektif bir tanımlama getirmek güçtür. Evrenin işleyişi basittir ancak bu her zaman bizim anladığımız biçimde basit olmayabilir. Einstein, "tabiat hakkında en anlaşılmaz olan, onun anlaşılabilir olmasıdır," demiş. Buna karşılık L V de Broglie, "gerçekliğin karmaşık oluşu onu çok basit bir kalıba dökmemize izin vermez," demiş. Beğendiğinizi alın.

Bu ekonomi ilkesi sezgi, mantık ve bilimsel metodun yerini almaz. Bir sonucu savunmak için ona başvurulmaz. Doğruluğun hakemi mantıksal çelişkisizlik ve deneysel verilerdir.

Son sözü yine Einstein'a verelim:

"Teorini mümkün olduğu kadar basit tut, ama daha basit değil."
"Karmaşık her sorunun basit, düzgün ve yanlış bir cevabı vardır."