Tanrı bizi niçin yarattı?


...mesela geçende bir arkadaş "tanrı bizi neden yarattı, bizimle oyun mu oynuyor?" diye sordu.

...(yorum yok)

Yani epey bir koptuk. Buradaki caminin hocası ... bizi duysa kesin mürtet ilan ederdi.


Adım adım cevaplamaya çalışalım:

  1. Soran bir Tanrı'ya inanıyor mu?

    1. İnanmıyorsa, bu soruyu zaten soramaz. Evren-dışı bir yaratıcı tarafından yaratıldığına inanmayan biri, quantum dalgalanmaları ve olasılık yasalarına göre yaratıldığımızı, yaratılışımızın her hangi bir amacının olmadığını, amaç olarak ileri sürülen her şeyin bir aldanma ve bazı insanların kendi çıkarları için ortaya attıkları bir palavra olduğunu düşünecektir. Bu soru onun için anlamsız olacaktır.

      "Bu soruyu soramaz," derken, "kendi inançsızlığı içinde bu soruya yer yoktur," demek istiyorum. Başka amaçlarla sorabilir. Örneğin bir Tanrı'ya inanan ve inancını aktarmaya, aşılamaya veya paylaşmaya çalışan birine şu amaçlarla sorabilir:

      1. Zor durumda bırakmak için: Bir insan hangi Tanrı'ya inanırsa inansın, hangi dine mensup olursa olsun, bu soruya hangi cevabı verirse versin, objektif bir kanıt getiremeyecektir. Dış dünyada, yani algılarımızın ötesinde ve algılarımızdan bağımsız olarak var olduğunu kabul ettiğimiz fiziksel dünyada, gözlemsel ve deneysel kanıt yoktur. Cevap hakkında bir tek ipucu bile yoktur. Cevabın deneysel ve gözlemsel yollarla teyidine yarayacak hiç bir prosedür yoktur. Verilen her cevaba aynı tek itiraz gelir: Amacın bu olduğunu nereden biliyorsun? İşte bu sorunun objektif cevabı yoktur.

      2. İnanç sisteminin bütünlüğünü kontrol etmek için: İnanç sistemleri hayatın her sorusuna cevap vermek zorundadır. Bu sistemler ampirik olmadıklarından, yani gözlemsel ve deneysel verilerden yola çıkarak kurulmadıklarından, onların umdelerini bilimsel yollarla kanıtlamanın veya çürütmenin yolu yoktur. Bilimsel olmayan sistemler ancak kendi içlerinde çelişki bulunursa veya açıklaması ve cevap vermesi gereken konularda suskun kalırlarsa çürütülebilirler. Dini veya felsefi herhangi bir sistem ontolojik, epistemolojik, etik ve estetik bakımdan sağlam temeller üzerine kurulmalı, çelişkisiz, yani mantıksal bakımdan iç bütünlüğe sahip olmalıdır.

      3. Bir amaç aradığı için: Amaçsızlıktan bıkmıştır. Peşinde ölüm varken, her şeye rağmen güzel olan hayatın tadını alan biri ölümü her hatırladığında bu soruyu soracaktır: "Burada ne işim var?" Kaçınılmaz olarak kendisinin bulamadığı cevabı başkalarında arayacaktır.

    2. İnanıyorsa, inandığı Tanrı'sının kendisine bu konuda gönderdiği bir mesajın olup olmadığına bakar. Dini inançları ona bir amaçtan söz ediyorsa, amaç odur. İnançlar dogmatik olduklarından, dini kaynakların verdiği amaç nihaidir. Üstüne söz söyleyemez. En fazla, o amacı akla yaklaştırmak, dindaşlarına izah etmek ve (aslında öncelikle) kendisini ikna etmek için bir takım mantıksal açıklamalar getirebilir. Açıklamaların ne kadar mantıklı olduğu o kadar da önemli değildir, önemli olan inanç kaynağıyla uyumlu olmasıdır. Uyumlu değilse ne kadar mantıklı olursa olsun, açıklamalar heretiktir; ya da tersine ne kadar aptalca olursa olsun, uyumluysa dinen doğrudur.

      Mantıksal açıklamalar, bilimsel deliller, örnekler, temsiller, meseller sadece o inanç mensuplarını ikna etmeye yarar, objektif ve bilimsel kanıt niteliği taşımaz. (Sfenks'in 16.sorusuna ve cevabına da bakınız.)

  2. Soran Müslüman mı? Müslüman'sa, bu konuda Kur'an'a bakmak zorundadır. Kur'an insanın yeryüzünde bulunuş sebebini açıklıyorsa, cevap odur. Kur'an'da bu konuda bildiğim en açık ifade 51:56 da bulunuyor:

    "Ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım." (Y N Öztürk çevirisi).

    İşte cevap bu.