Tanrı amacına ulaşmış mı?


Soran Müslüman mı? Müslüman'sa, bu konuda Kur'an'a bakmak zorundadır. Kur'an insanın yeryüzünde bulunuş sebebini açıklıyorsa, cevap odur. Kur'an'da bu konuda bildiğim en açık ifade 51:56 da bulunuyor:

Ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım. (Y N Öztürk çevirisi)

İşte cevap bu.

yazmışsınız.

Peki ibadet/kulluk etmeyenlerin var olduğunu hepimiz bildiğimize göre tanrı %100 başarı sağlayamamış. Yani amacına ulaşamamış.

Yoksa başka birşey mi?

Bunun cevabını çoktandır ararım da. Şayet bulursam çok daha samimi inanan bir müslüman olacağım.


Bir uyarıyla başlayayım:

Bir soruyu sorarken, sorunun altında yatan kabulleri birer birer incelemek gerekir. "Başka bakış açıları olabilir mi?" ya da "Neyi kabul ederek neyi soruyorum?" soruları ipin ucunun kaçmamasına yardımcı olur.

Örneğin bu soruda, "bu işi Tanrı'nın başarısı seklinde yorumlamak yegane mantıksal sonuç mu?" diye sormak mümkündür.

Şimdi cevaba geçiyorum. Önce belirtmem gerek: Kimseyi ikna etmeye uğraşmıyorum, çünkü benim misyonum bu değil. Kimseye bir şeyi kanıtlamaya uğraşmıyorum, çünkü bunlar kanıtlanabilecek şeyler değil. Cevabımın sadece şöyle algılamasını bekliyorum: "Demek o böyle düşünüyor. Acaba kendi içinde ne kadar tutarlı ve benim işime ne kadar yarar? Ben kendimden ne ekleyebilirim?"


  1. Tanrısal başarının ölçütü nedir? IMHO Tanrı bir amaç hedeflediğinde %100 başarılı olmalıdır, çünkü o Tanrı'dır. Bu açıdan bakınca başarısız olmuş görünüyor.

  2. Ancak konuya İslam açısından baktığımızda, yukarıdaki maddeyi azıcık yumuşatmak gereği ortaya çıkıyor. Kur'an'a göre bütün varlıklar Allah'ı zikreder (17:44). Yani bir quantum enerji veya bir quantum maddeden, bunların evrensel asamblelerine kadar her şey hem bireysel hem de kollektif olarak O'nu zikreder. Saymaya kalkarsak, bu pratik olarak bütün evrenin ona kul olduğu anlamına gelir. Böyle bakınca insanı oluşturan en ilkelinden en kompleksine kadar bütün fiziksel varlık ve olguların O'nu zikrettiği sonucuna ulaşırız. Dünya tarihindeki bütün insanların sayısının bir sineğin vücudundaki atomların sayısından bile az olduğunu göz önüne alınırsa, kul olmayan insanların niceliksel olarak pek de önemli bir sayıya sahip olmadıkları kolayca anlaşılır.

  3. Geriye sadece atomların tüzel kişiliği olan ve kendisini oluşturan parçalara benzemeyen insan denen bağımsız varlık kalıyor. Bunların çok az kısmı hakkıyla kul olabiliyor, fakat evrensel kul populasyonu içinde insanın farklı bir yeri olduğundan (yani, insanın bilinç ve irade sahibi olması nedeniyle) Tanrı'nın insandan beklediği ibadetin, onun zorlamasıyla değil de, insanın kendi isteğiyle olması gerekiyormuş gibi gözüküyor.

Böylece Tanrı'nın insan konusunda başarılı olup olmadığını sorgulamaktan ziyade, insan türünden aldığı verimin yeterli olup olmadığını sorgulamanın yerinde olacağı sonucuna varıyorum.

Bu noktada, "peki, istediği verimi alabilmiş mi?" sorusu kaçınılmaz görünüyor. Bunu bilmiyorum ve kesinlikle bilmenin bir yolu olduğunu da sanmıyorum, çünkü bu, O'nun "aklından geçenleri okumak" anlamına gelirdi.

Tabi bilmemem spekülasyon yapmama engel değil: Cinsel birleşme sırasında milyonlarca sperm serbest kalır, ama bunlardan sadece bir tanesi yeni bir insanı yaratmaya yeter. Burada verim pratik olarak sıfır gibi gözüküyor, ama gerçekten öyle mi?

Belki de Tanrı insanları serbest bırakarak onlardan kendi isteğiyle kul olanlardan o tek sperm gibi muazzam sonuçlar elde etmeyi planlamıştır, kim bilir?


Son uyarı: Bu cevap müslümanlar icin yazılmıştır. Müslüman değilseniz, cevabın sizinle bir ilgisi yoktur, tabi sorunun da. Özellikle insanın bir cüz-i ihtiyari (irade) sahibi olduğu görüşü İslam bilginleri tarafından kabul edilir, kanıtlanmaya ve kaderle te'lif edilmeye çalışılır, bu konuda şimdiye kadar okuduklarım beni ikna edememiş olsa da.