VDD

... "Astral Seyahatler" hakkında ...

Kişinin şuurunun vücudundan ayrılarak ve vücudunu yanına almaksızın kısa ya da uzun mesafeli seyahatler yapabilmesi demek olan "vücut dışı deneyim"in (VDD, out-of-body experience), biri şuurunu yitirmiş olan kişinin şuurunun kendi vücudu üzerinde havalanarak kendisini ameliyat edenleri veya kurtarmaya gelenleri izleyip algılaması şeklinde tarif edilen "ölüm anındaki deneyim" (ÖAD, near-death experience), diğeri de şuurunun jüpiter'e veya diğer galaksilere seyahat etmesi olarak tanımlanan "astral projeksiyon" (AP) olmak üzere iki çeşidinden söz edilir.

VDD hakkındaki "bilgiler" kontrollü bilimsel deneylerden değil doktor, hemşire veya hastaların anlattığı anekdotların serbest yorumlanmasından gelir. Bilimsel olmadığından her türlü şarlatanlığa açıktır.

Bence zihin, şuur ve ruh kelimelerinin içi nesnel bir şekilde dolduruluncaya ve bu objektif tanımlar ışığında kontrollü bilimsel deneyler yapılıncaya kadar VDD ve uzantıları palavradan fazla bir şey değildir. Kökeni palavra olduğundan getireceğim herhangi bir mantıksal ya da bilimsel eleştirinin taraftarlarınca bir şekilde karşılanabileceğini sanıyorum, ne de olsa minareyi çalan kılıfını da hazırlar. Eleştirilerime ve muhtemel karşılıklarına bir örnek vereyim:

"VDD sırasında vücuttan ayrılan nedir?" diye sormuş olayım.

  1. "Şuurdur," denmiş olsun. Bilincin merkezi sinir sisteminin bir fonksiyonu olduğu, örneğin her tarafı sağlam bir kurbağanın diğer organlarına zarar vermeden merkezi sinir sistemini çıkararak, kolayca gösterilebilir. Beyin olmadan şuur yoktur, beyin duyu organlarından gelen elektromagnetik stimulusları çözümleyebildikçe ve buna bağlı olarak dış dünyaya karşı bir tepki geliştirdikçe (refleksleri kastetmiyorum, bilinçli tepki olarak tanımlanan tepkileri kastediyorum) bir bilinçlilik halinden söz edilir. Beynin ve genel olarak merkezi sinir sisteminin bir fonksiyonuna verilen bir isim nasıl olur da mekanizması olmaksızın varlığını sürdürebilir. Yani, buzdolabı mutfakta çalışıyor ama onun soğutma fonksiyonu yatak odasında devam mı ediyor?

    Buna bilinç hakkında denenmesi ve gözlenmesi mümkün olmayan ve sadece kişisel zevk ürünü bir sürü ipe sapa gelmez fikir ve teoriyle karşı gelineceğini sanıyorum.

  2. "Ruhtur," denmiş olsun. Bu durumda basitçe (ruhun ne olduğunu biliyoruz diyelim), "bilincini = merkezi sinir sistemini 'evde' bırakmış bir ruh nasıl 'anlamlı bilgi' edinebilir ve hafızası da yine sinir sisteminde kaldığından bu 'bilgileri' neresine saklayarak daha sonra hatırlayabilir?" diye sorarım.

    Buna da bir sürü saçma sapan açıklama geleceğinden eminim. Bu iki maddede esas sorun, sözü edilen kelimelerin içlerinin boş olmasıdır. Şarlatanların en çok başvurdukları usul içi boş kelimeler kullanmaktır. Örneğin "bio-enerji" derler; bu, içinde ne olduğunu sadece kendilerinin "bildikleri" bir kelimedir. Ben fizikçiyim ve öyle bir enerji türüne şimdiye kadar rastlandığını duymadım, diyebilirim. Cevap yine hazırdır: Fizik her şeyi biliyor ve açıklayabiliyor mu sanki! Be kardeşim, madem fiziği umursamıyorsun, niye fiziğin kelimelerini ("bio", "enerji") kullanarak şarlatanlığına bilimsel bir hava vermeye çalışıyorsun?

  3. "Ayrılan bir şey yok, bilincin (ya da ruhun) genişlemesi, boyut üstü vasıf kazanarak hem burada hem orada aynı anda bulunması var," gibi daha kapsamlı bir cevap gelebilir. Tabi burada yine esas sorun içi boş kelimeler, ama başka sorunlar da var. Sözgelimi ben bıçakla mutfakta ekmek keserken aynı anda aynı bıçak hiç bir yere gitmeden bahçede kurban kesiyor. Abzürd, doğru, ama bir fikir ne kadar abzürd olursa olsun üzerinde bir süre düşününce makul ve munis bir görünüm kazanıyor. Tabi, "boyut," "boyut üstü," "bilincin ya da ruhun genişlemesi" gibi tabirler üzerinde de ayrıca durabilirdim.

Başka muhtemel cevaplar da olabilir, ancak hepsinin ortak niteliği içi boş kelimeler içermesidir. O kelimelerin cazibesi de şuradadır: İnsan onlar üzerinde bir süre düşününce kelimeler anlamlı görünmeye başlıyor. Mozayikler doşenirken herhangi bir anlam veya resimsel amaç güdülmez ama ona bir süre dikkatle bakınca anlamlı resimler ortaya çıkar ve bu sürpriz resim ve anlamlar bakan kişiye zevk ve daha fazlasını görmek için bakmaya devam etme arzusu verir. İnsan beyni gerçekten çok ilginç!

Polonius
"-Ne okuyorsunuz, my lord?"
Hamlet
"-Kelimeler, kelimeler, kelimeler ..."
Polonius
"-Konu nedir, my lord?"

Kanaatimce VDD benim salonda televizyon açıkken sırtımı televizyona dönerek uyuduğumda geçirdiğim deneyimin aynısı. O sırada kulağıma gelen kesik kesik replikleri beynim yeniden kurarak rüya gibi gösteriyor ve gerçekten filmi izlediğim hissine kapılıyorum. Sonra aynı filmi gece geç vakit tekrar izlediğimde (Kanal E'nin akşam kuşağı dizileri gece tekrar yayınlanıyor) yer yer uykumdaki sahneler canlanıyor. Mantıklı biri olduğumdan bunları beynimin yeniden ürettiğini ve uykumdaki anıları vakiye uyarladığını fark edebiliyorum.

Akıllı hayvan olarak tanımlanan insanın en bariz vasfı mantıksızlıktır.