Doğru

Herkesin ulaşabileceği kadar zahir, kimsenin aksini düşünmeyeceği kadar mutlak doğru olsaydı yöntem çok basit olurdu: Çocuğu erken yaşlarda doğruyla tanıştırırsın, geri kalan ömrünü ona göre kendisi ayarlar.

Ama hayat bu kadar basit değil. Bu durumda daha zor olan başka yollar olmalı. Aklıma gelen şöyle bir şey: Milli Eğitim ille de resmi ideoloji diye bastırmaz, çeşitli fikirler ana hatlarıyla, hata ve savaplarıyla öğretilir. İnsanlar liseye geldiklerinde bir çok fikre aşinalık kazanmış, her fikrin güçlü ve zayıf yanları hakkında bir fikre sahip olmuş olur. Sonra ilgilenen kendi dünya görüşünü arar, bulur, kurar; isteyen de hazır fikirlerden birini benimser.

Yine de bu görecelikler aleminde herkes mutlaka bir takım kabullerle yola çıktığından hiç kimse nihai görüşünün yüzde yüz doğru olduğuna başka birini ikna edemez. Kendisi? Herhalde sadece emin olduğuna inanır.