Konuşabilir misin?
Bu soru farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelir:
İngilizce konuşabilir misin?
(Komadan yeni yeni çıkmakta olan birine) konuşabilir misin?
Buradan -abilmek ekinin bilmek kelimesiyle girişim yaptığı açıkça ortaya çıkar:
İngilizce konuşmayı bilir misin?
Konuşmaya takatin var mı?
Konuşabilir. Hakim olanın b ve l harfleri olduğu aşikar. Latinler de bir yerlerden bunu almış olmalı; sıfat yapmak için fiillere -abilis ekini getirmişler: audibilis = işitilebilir, duyulabilir.
Sonra İngilizler o ekten able, enable, disable, ability ... Kelimelerini dillerine kazandırmış ve kullanmışlar.
Bizim ekle bu ekin yolları çok eskilerde bir yerlerde kesişmiş olmalı. Fakat bir ayrıntı daha var:
Konuşabilmek, bir bağlamda, konuşmayı bilmek anlamına gelir. Ancak Latinceden beslenen dillerde bilmek anlamındaki kelimelerin hiç biri bizim bilmek kelimesine benzemez. Bu nedenle bu eki kolayca sahiplenerek onların bizden (yani çok eski atalarımızdan) ödünç aldıklarını (ya da çaldıklarını) savunabiliriz. Acaba yapabilir miyiz? Bakalım.
Sapere, bilmenin İtalyancasıdır. İkinci tekil şahıs için sai denir, bilirsin. Bir bağlamda, sai ballare? diye sorulursa, bu basitçe, "dans etmeyi bilir misin?" anlamına gelir. Bunu, "dans edebilir misin?" diye çevirsek yanlış olur mu? Olmaz, çünkü sözlük sapere'den sonra mastar halinde (infinitive) fiil gelirse, sapere'nin -ebilmek anlamına geleceğini kaydeder. Bu durumda, sai dire che l'italiano è facile? diy-e-biliriz. Bunun İngilizcesi çok, çok tuhaf olurdu mutlaka: Do you know to say that Italian is easy? Ama Türkçede hiç kimse yadırgamazdı: İtalyanca'nın kolay olduğunu söyleyebilir misin? Çık bakalım işin içinden çıkabilirsen!
Konuşabilir misin? diyorduk ya, oraya geri dönelim.
Koymak ve ondan dönüşlü konmak (kuşun dala konması) ya da edilgen konmak (kitabın masaya konması) tamam da, konuşmak ne oluyor? Koymak ve konmakla konuşmak arasında ne gibi etimolojik ya da semantik ilişki olabilir? Konuşma iki ya da daha fazla kişiyle yapılabildiğine göre (tabi bir de hitabe anlamındaki konuşma var) buradaki -ş ekinin işteşlik ifade ettiğini düşünmek makul görünüyor, yani, konuşmak = birlikte konmak, teldeki kuşlar gibi yan yana konmak.
Avni saçmalıyor mu? Bilmem, devam edelim.
Parlare konuşmanın İtalyancasıdır, köken olarak geriye doğru Fransızca parler (konuşmak, muhavere etmek) ile birlikte geç Latince parabolare ve Latince parabola (kıyaslama, alegori) yolunu izleyerek gider Yunanca parabole'ye (kıyas, alegori) dayanır. Belki duymamışsınızdır ama parlamento ve palavra kelimeleri de bu kökten gelir. Ne harika bir kombinasyon!
Peki, Yunancaya kadar izlediğimiz parabole nedir? Para = yan, yanı, yanına; ballein = atmak. O halde alegori ya da kıyas anlamına kökenlik eden bu kelime, yanına atmak, yanına koymak demektir (kıyas da böyle bir şeydir zaten). İngilizce bir sözlük tam olarak şunu diyor bu parabole için: juxtaposition = yanına koyma. Position, yani pozisyon, yani koyma, konum!
Konuşmak ne demekmiş?
Hazır yeri gelmişken, parabol kelimesinin de bu kökten geldiğini söyleyeyim.
E, ne diyorsunuz bakalım, konuşabilir misiniz?