What if the matrix REALLY has you?

The Matrix filmine konu olan ana fikir yeni değildir. Ta Eflatun'un idelerinde ona rastlamak mümkündür. Belki o da şu an bilemediğimiz bir yolla daha eski bir kültürden miras almıştır. Felsefe tarihi boyunca yer yer aynı tema (idealizm) işlenir.

Mistisizm ve tasavvuf tarihi de aynı fikirlerle doludur. Kuran'da geçen "işte senden perdeni kaldırdık, artık bu gün görüşün keskindir," ve hadis olarak söylenen "insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar"dan tutun da varlığın ve alemin bir hayal, bir illüzyon olduğunu savunanlara kadar aynı fikir çeşitli kisvelerde dile getirilir.

İşte tartışmaya açtığım sorun: Gerçekten Matrix bize sahipse bunu fark etmemizin bir yolu olabilir mi? Yoksa bütün bu fikirler objektif tanıtlamadan mahrum, felsefi olarak sadece zihin jimnastiği, mistik olarak da sözüne güvenilen kimselerin sözleri olarak mı kalmaya mahkumdur?

Sorun:

Kelvin Solaris'e indikten bir süre sonra beyninin veya Solaris'in ona sanrılar gösteriyor olabileceğinden kuşkulanmaya başlar. İstasyonun, istasyondaki diğerlerinin, bilgisayarların, konuşmalarının, düşüncelerinin velhasıl yaptığı ya da deneyimlediği her şeyin beyninin ya da Solaris'in bir oyunu olup olmadığını nasıl belirleyebileceğine dair kafa patlatır. İlaç alıp uyuşmayı ve bu durumda sanrı görüyorsa öncekilerin sanrı olmadığını kanıtlamayı filan düşünür. Ama nafile, çünkü ilaçla bile denese beyni ilacın etkilerini bildiğinden, bildiği türden sanrılar uyandırabilir, böylece de gerçeği öğrenmesi mümkün olmazdı.

Bütün çözüm bağımsız bir deney yapabilmekteydi, "ya gerçekten çıldırdığını, kendi imgeleminin uydurmalarının umarsız kurbanı olduğunu, ya da bütün saçma sapanlığına, bütün olanaksızlığına karşın, gerçek olaylar yaşadığını ortaya çıkaracak, denek taşı olacak bir deney," kontrollü bir deney.

"Ay, rüyada mıyım yoksa?" deyip insanın kendisine bir çimdik atması ya da attırması bildik bir replik ve uygulamadır; ancak insanın beyni kendisine bir oyun oynuyorsa beyin atılan çimdiğin vereceğini bildiği etkiyi de yaratabilir. (Gerçi beyin niye kendisine oyun oynar, orası da ayrı bir muamma ya, neyse.)

Çözüm:

Kelvin, kendisinden bağımsız bir bilgisayar ve Solaris'in çevresinde dolaşan bir uydu varsa bir çıkış yolu bulabileceğini düşünür. Bilgisayar aracılığıyla uyduya bazı formüller gönderir ve uydudan Solaris'in çevresinde dönerken 20 saniyelik aralıklarla geçtiği galaktik meridyenlerin değerlerini beşinci ondalığa kadar vermesini ister.

Uydudan gelen cevaba bakmadan kağıdı çekmecelerden birine koyar ve raftan galaksi haritaları, logaritma cetvelleri, bir kaç ders kitabı alarak aynı hesaplamaları klasik yollarla ve elde yapar. Solaris'in bir etkisi varsa, diye düşünür, bu etki kendisini, hesapladığı sonucun beşinci basamağında gösterecektir. O halde kendi hesaplamalarıyla uydudan gelen hesaplamalar dördüncü basamağa kadar uyumlu olmalıdır.

Nitekim hesaplamalarını bitirdikten sonra çekmecedeki kağıdı çıkarır ve kontrol eder. Bingo! (Türkçesi: Tombala!) Tam tahmin ettiği gibidir.

"Demek ki bilgisayar benden bağımsız olarak vardı, öyleyse İstasyon ve sakinleri de vardı gerçekten."

"Çekmeceyi kaparken gördüm ki ... benden önce biri daha benzer bir deney yapmış, galaktik meridyenlere ilişkin bilgi yerine Solaris'in elektromagnetik ışınımı yansıtma yetisinin 40 saniye aralıklı ölçümlenmesini istemişti uydudan."

"Çıldırmış değildim."

[Kaynak: Solaris, Stanislaw Lem, İletişim, 1997, s 58-62.]

Tartışma:

Lem romanın herhangi bir yerinde Kelvin'in ulaştığı sonucun geçerli olup olmadığını tartışmaz. Bence Kelvin'in kontrollü sandığı bu deneyde kontrol edilemeyen bir sürü nokta var. Örneğin, gerçekten Solaris ya da beyin sanrılar gösteriyorsa, bilgisayardan çıkan kağıt aslında temiz, bomboş olabilir. Hesaplamaları bitirdikten sonra karşılaştırma yaptığında beyni boş kağıtta tam olarak Kelvin'in görmek istediği şeyi görüyor olabilir. Ayrıca ortada niye bir kağıt olsun ki?

İnsanın beyni kendisine (beyne!) oyun oynuyorsa bunu bilmenin herhangi yolu var mıdır? Yine, Solaris gibi, dış dünya (ya da Matrix) bu oyunu oynuyorsa ayırt etmenin herhangi yolu var mıdır?

Bence "var olmak" tümüyle bir illüzyon olabilir ve bunun farkına varmak hiç bir şekilde mümkün olmayabilir.

Sizce?