Meseller
Zen'in meselleri (Koan)
(Münhasıran aedon içindir)
Zen hakkında kendisine ne sorulursa sorulsun Gutei Usta sadece bir parmağını kaldırırdı. Onun hizmetinde bir çocuk vardı. Bir gün bir ziyaretçi çocuğa sordu:
"-Hocan sana ne öğretiyor?"
Çocuk da bir parmağını kaldırdı.
Gutei bunu duyunca bir bıçakla çocuğun parmağını kesip kopardı. Çocuk ağlayarak kaçarken Gutei onu çağırdı. Çocuk başını çevirince Usta bir parmağını kaldırdı. Çocuk o anda aydınlandı.
Avni'nin mülahazaları:
0. "Hangi parmaktı?" diyen çömezlikte kalır.
1. "Parmak ne anlama geliyordu?" diyen çıraklıkta kalır.
2. "Hoca transa girdiğinde mi parmak gösteriyordu, parmak transandant mıydı, yoksa transandantalı mı gösteriyordu?" diyen çıraklıkta kalır.
3. "Çocuk parmağı kesildiği için aydınlandı," diyen çıraklıkta kalır.
4. "Parmak var mıydı, yok muydu? Nedir parmak?" diyen çıraklıkta kalır.
Kısaca, parmaktan öteye geçemeyen, parmağı görmeye devam eden çıraklıktan öteye geçemez.
Gutei Usta ölüm döşeğindeyken müritleri etrafına topladı:
"-Ben bu tek-parmak Zenini Tenryu'dan aldım. Onu ömrüm boyunca kullandım ama tüketemedim."
Bunu dedikten sonra nirvanaya girdi.
İsa'nın meselleri
5 Ve onlara dedi: Aranızda kim var ki, bir dostu olup da gece yarısı ona gelsin ve desin: Dostum, bana üç ekmek ödünç ver;
6 çünkü yanıma bir dostum yoldan geldi, önüne koyacak bir şeyim yok;
7 ve o da içerden cevap vererek desin: Beni rahatsız etme; kapı artık kapanmıştır, ve çocuklarım yanımda yatıyorlar; kalkıp sana veremem?
8 Size derim: Kendisinin dostu olduğu için kalkıp ona vermezse de, onun arsızlığından dolayı kalkıp ihtiyacı ne ise ona verir.
9 Ben de size derim: Dileyin size verilecektir; arayın bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.
10 Zira her dileyen alır; arayan bulur; ve kapıyı çalana açılır.
Çift yorum meseli
iç tëriñ qat bük tağta
irteki söki aranyadanta
ïdiz tikim qayalıq basğuqluğ ërip
ïdi tikisizte
ïmirt çoğurt söğüt arasınta
inçke kïye suw qıdığında
ilinmeksizin diyan olurğuluğ ol
anı teg orunlarta
Versiyon #1 (Reşid Rahmeti Arat):
iç içe derin kat kat kıvrım kıvrım dağlarda
eski, kadim âranyadan'da
yüksek yekpare kayalıkların baskısı altında
tam bir sessizlik içinde
imirt çoğurt ağaçları arasında
incecik suların kıyısında
hiç bir şeye ilinmeden dhyana'ya dalmalı
işte öyle yerlerde
Versiyon #2 (Kazım Mirşan):
içbükey kat halinde bükülerek takılmalar
iriliğindeki sökülen ARANYADAN'lar
atomun daha dik enerji seviyesine kaydırılmak suretiyle basmış iseler
bu diklikten de sürüleceklerinden
emilerek nufuz eden enerjinin sökülmesi ortamında
ince halde koherent radyasyon QIDIĞ'ında
müstakil halde DİYAN gelişir
o gibi mahallerde
ARAN: kuvvet hücresi, atom çekirdeği
ARANYADAN: ARAN'a mensup olan, atomik elektron
QIDIĞ: kıtık, kıyı, in, oyuk
DİYAN: lazer, DIANA
Vaiz'in meselleri
10:10 Eğer demir kör ise, ve ağzı bilenmezse, daha çok kuvvet sarfetmeli; fakat iş başarmak için hikmet faidelidir.
11 Eğer yılan büyü yapılmadan önce sokarsa, o zaman sihirbazın faidesi yoktur.
Kuran'ın meselleri
12:67 "Ey oğullarım, birtek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin; gerçi ben Allah'ın takdir ettiği bir şeyi sizden savamam."
Alice amore mio (i)
...
İki metre yürüdükten sonra Alice'e döndü.
"Bir Piyade, ilk hamlesinde iki kutu birden atlayabilir," dedi. "İşte onun için sen de Üçüncü Kutudan bir çırpıda geçivereceksin; tıpkı trenle gider gibi. Sonra da göz açıp kapayıncaya kadar kendini Dördüncü Kutuda bulacaksın. Orada Edi ile Büdü oturur. Beşinci Kutu çok sulaktır. Altıncı Kutu da Yumurtakafa'nındır. E, sen hiç bir şey söylemiyorsun?"
Alice kekelemeye başladı:
"Ben ... bir ... bir şey söylemem gerektiğini bilmiyordum."
Kraliçe gücenik bir sesle, "söylemen gerekirdi," dedi, "'ne iyi ettiniz de bütün bunları bana söylediniz,' demeliydin. Hadi neyse, bu seferlik söyledin sayalım. Yedinci Kutu baştan başa ormanlıktır. Orada Atlardan biri sana yol gösterecek. Sekizinci Kutuda ikimiz birden Kraliçe olacağız. Öyle eğleneceğiz ki!"
Alice ayağa kalkıp başını eğerek selam verdi, sonra yine yerine oturdu.
Ürün hakkında uyarı (Gödel Nizamnamesi gereği):
Doğru olan fakat doğru olduğunun kanıtlanması imkansız bir çok ifadenin mevcudiyeti kanıtlanmış olduğundan, üretici firma ürün hakkındaki desteklenmemiş ifadelerinden dolayı sorumlu tutulamaz.
Alice con amore mio (ii)
Kraliçe biraz yürüdü. Bir ilerideki kazığa varınca gene durdu.
"Bir şeyin adını adını bulmakta güçlük çekersen Fransızcasını (*) söyle," dedi. "Yürürken ayak parmaklarını dışa doğru kıvır. Kim olduğunu da sakın unutma."
***
(*) Almancasını, Latincesini, gerekirse Pomakçasını, Boşnakçasını, hatta Burkina Fasocasını.
Ürün hakkında uyarı (Gödel Nizamnamesine Penrose eki gereği):
Önceki uyarıya rağmen, üretici firma, mistik bir biçimde kazanılmış ve bigisayarlarla aksi kanıtlanamayan organik sezgisi nedeniyle, ürün hakkındaki bütün iddialarının doğru olduğundan emindir; ancak ne yazık ki, ne sezgisinin doğru olduğunu, ne de gerçekte bir sezgisi olduğunu herhangi bir şekilde kanıtlayamaz.